Ağrı kanser hastalığı sürecinde oluşabilecek ve hastada ciddi huzursuzluğa neden olabilecek önemli bir belirtidir. Bazı hastalarda tedavinin asıl amacı bu ağrıyı kesmeye yönelik hale gelebilir. Bu nedenle ağrının varlığı önemlidir.

Halk arasında olduğu kadar, sağlık camiasının içinde bazı kişilerde de yanlış bir algı olarak onkoloji hastalarının ağrı çekmeye mahkum oldukları yönünde bir algı vardır. Her şeyden önce bazı hastalarda hiç ağrılı bir durum gelişmeyebilir. Bazı hastalarda ise doğru müdahaleler yapılmadığı için ağrı ile hasta baş başa kalmaktadır. ağrı kabullenilip çekilmesi gereken bir durum değil, rahatlatılmaya yönelik tedbirlerin alınması durumunda hastaların çoğunda çözümlenebilen bir belirtidir.

Ağrı gelişmesine sebep, hastalığın tedavisi sırasında uygulanan cerrahi veya diğer invaziv yöntemler, hastalığın yerleşim yerinde olan anatomik duruma bağlı ağrı, psikolojik ve beklentisel durum olabilir.

Cerrahilerden sonra veya invaziv yöntemlerden sonra ağrı akut olup genllikle normal prosedürler sonrası izlenen ağrı tedavi metotları ile düzeltilebilirler.

Psikolojik ve beklentisel ağrıda ise hastalığında etkisi veya daha önceden yaşanılan ağrı nedeniyle oluşan ağrı anksiyetesi, kişide az bir ağrı hissi daha yüksek düzeyde ağrı hissine neden olabilir. Bu durumda antidepresanlar veya anksiyolitik denilen ilaç türevleri ağrı tedavisine eklendiğinde ağrı rahatlayabilir.

Anatomik nedenli ağrı ise tümöün yerleşim yerinde yer alan sinir uçlarını etkileyerek oluşan ağrıdır. Örneğin kemik etkilenmesi olan durumda kemikte yer alan ağrı sinirleri etkilenerek ağrı olur. Pankreas organının arkasında yer alan ağrı sinir kavşağı etkilenirse ağrı meyadana gelebilir. Beyin metastazlarında kafa içi başıncı artışına bağlı ağrı olacaktır. Omurgaların etkilendiği durmlarda sinir köklerinin etkilenmesi ağrıya sebep olabilir. Akciğer, karaciğer gibi organlarda ağrı hissini taşıyan sinir uçları yoktur. Ancak karaciğerin etrafını kapsül diye adlandirdığımız bir zar sarmaktadır ve bu zar aşırı olarak ağrıya duyarlıdır. Karaciğerde tümörlerden dolayı büyüme ve zarın etkilenmesi durumu olursa ağrı meydana gelir. Akciğerde de tümör kaburgalar veya akciğer zarı gibi ağrı siniri taşıyan bölgeleri etkilerse o zaman ağrı oluşur.İçi n-boşluklu organlarda tıkanma meydana gelirse, mesela safra yolları tıkanırsa, barsaklarda tıkanma olursa ağrı organın duvarında aşırı gerilme olmasına bağlı ağrı oluşur.

Tüm bu sebepler ağrı durumunda dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Kemik ve beyin etkilenmesi ile olan ağrılarda bu bölgelere yönelik cerrahi ve/veya bu bölgelere yapılacak radyoterapi tedavisine ihtiyaç olabilir. Organın tıkanması ile olan ağrılarda tıkanıklığın etkisini ortadan kaldırcak cerrahi veya invaziv girişimler yapılmadan sadece ağrı kesici verilmesi ile geçirilemez. Kapsül ve zar gerilmesi ile olan ağrılarda da asıl tğmör tedavisi ile birlikte ağrı kesici tedaviler verilerek hastanın ağrısı rahatlatılmaya çalışılır.

ağrı tedavisi için kullanılacak ağrı kesici cinslerinin veya yöntemlerinin belirlenmesinde ağrının başlangıç şekli, şiddeti, yayılımı, karakteri gibi faktörler önemlidir. Hastalarda ağrı bazen her ağrıda kullanılabilen bir ağrı kesici ilaçla kesilebilirken, bazı hastalarda uyuşturucu benzeri ilaçlara gereksinim olabilir. Bazı hastalarda ise ağrı sinirlerine direkt müdahale yapılması gereği çıkabilir. Bu işlemler dışardan özel tekniklerle ağrı siniri blokajı yapılması ile, sinir yapısının kalıcı hasarlandırıcı yöntemle öldürülmesi ile yapılabilir.

Ağrı kesici olarak bazı vakalarda uyuşturucu özelliği olan ilaç kullanılması gerekli olabilir. Bu durumda bu tür ilaçların kullanılmasından çekinilmemelidir. Çünkü ağrı şiddeti yaşamı çok olumsız yönde etkileyen bir şekle dönüşebilir. Hastaya bu amaçla yapılmış haplar, bantlar veya gerekli vakalarda iğneler verilebilir.

Ağrı tedavisini genellikle hastayı takip eden onkoloji uzmanı başlar, ancak yönlendirmesi sırasında ağrı bilimi diye çevirebileceğimiz algoloji bölümlerinden, cerrahi branşlardan yardım almak gerekli olabilir