Kanser hastalığının tanısı ile birlikte kişilerin cinsel yaşamında önemli etkilenmeler olabilmektedir. Tedavi süresince ve hatta sonrasında hastaların bir kısmında cinsel ilişkiden tamamen uzaklaşma eğilimi izlenebilmektedir. Bu durum aile içi sıkıntılı bir sürece neden olabilmektedir. Cinsel ilişkiden kaçınmanın bir kaç nedeni vardır.

Bunlar kadınlarda;

  • Vücut bütünlüğü hissinin kaybı ve buna bağlı cinsel benlikte eksiklik olması sonrası cinsel isteksizlik
  • Alınan tedavilerde oluşan vajinal kuruluk ve bununla birlikte ağrılı cinsel temas
  • Gelecek endişesi ve yaşam kaygıları sonucu oluşan depresif durum sonrası cinsel istekte kayıp ve orgazm güçlüğü
  • Eşden beklenen anlayışın gelmemesi, eşin vücut değişimlerine gerekli olumlu tepkileri oluşturamaması sonrası kadında oluşan yetersizlik hissi, çıplak görünmeden korkma durumu, eşi suçlayıcı tavırın yerleşerek isteksizlik olması

Erkeklerde;

  • Vücutta olan değişimler sonucunda yetersizlik hissi ile olan cinsel istek kaybı
  • Erken boşalma veya boşalmanın olmaması
  • Yapılan tedaviler sonucu sertleşme sorunları oluşması
  • Gelecek ve yaşam kaygıları ile oluşan depresif durumla paralel cinsel isteğin azalması neden olaralk gözlemlenebilmektedir.

Burada en başta aşılması gereken ön yargı tedavi sürecinde cinsel yaşanmım yasak olduğu düşüncesidir. Uzun soluklu bir tedavi sürecünde bu şekilde eşler arasında meydan gelebilecek cinsel bir soğukluğu aşmak zor olabilmektedir. Tedaviler sırasında özellikle kemoterapi tedavilerinden sonra yaşanan bulantı kusma gibi yan etkiler atlatıldıktan sonra eşler cinsel ilişkiye girebilirler. Bu yan etki süreci kişiden kişiye ve uygulanan tedaviden tedaviye değişmekle beraber ortalama 3-7 gün sürebilmektedir. Bundan sonra kişi normal cinsel yaşamını yaşayabilir. Cinsel ilişki sıklığı durumu ise yine kişi yormayacak düzeyde yarlanmalıdır. Ancak hastaların bazısında kendini ispat ve hastalık düşüncesini yıkmak isteği ilede olabilecek bir durumla birlikte aşırı cinsel aktivite isteği olduğunu da gözlemlemekteyiz. Bunun ispatlanmış bir olumsuzluğu olmamakla beraber hassa bir süreç içerisinde iken vücudu aşırı zorlamamakta fayda olduğu kannatindeyiz.

Cinsel performansda fizyolojik değişimlere bağlı yaşanan olumsuzluklarda ek yardımcı yöntemlere başvurmak gerekli olabilir. Mesela vajinal kuruluk için kayganlaştırıcı jel kullanılması, ereksiyon sorunları için ilaç kullanılması veya enjeksiyonlar ya da daha kapsamlı ürolojik yardımlara başvurmak gerekliliği olabilir. Yaşanan psikolojik olumsuzluklara bağlı cinsel istek azalması, vücut bütünlüğünün kaybı veya benlik öz güveninde olan azalma için psikolog veya psiyatri uzmanından destek almak gerekli olabilir.

Cinsel yaşam kompleks bir süreç olduğundan bazen sağlıklı eşinde destek tedavi alması gerekli olabilir. Hastanın eşinin ilk koyduğu tepkilerin sonraki cinsel yaşamda belirgin rlü olduğu da saptanmıştır. İlk etapda hastanın eşinin tepkisi sevecen ve kabullenici olur ise hasta süreci kolay atlatabilir. Ancak hastanın eşinde ir uzaklaşma, yadırgama ve ilişkiyi yasaklayıcı bir tavır olursa bunun sonucunda hastada benlik duygusu ve özgüvende aşırı çökmeler olup olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir.