Hücre nedir?

Kanser aslında bir hücre hastalığıdır. Bu nedenle onun ne olduğunu anlamak için öncelikle organların temel yapısını oluşturan hücrenin ne olduğuna kısaca bir göz atalım.

Hücre genel olarak; hücre zarı, hücre iç sıvısı (sitoplazma), hücre içi organeller, çekirdek denen 4 ana kısımdan oluşur. Bu yapıların hepsinin hücrenin yaşaması, fonksiyonlarını sürdürmesi ve çoğalması için çok önemli görevleri vardır.

Hücre zarı; hücrenin sınırlarını çizen aktif yapıdaki en dış tabakasıdır. Ancak tek görevi bu değildir. Maddelerin hücre içine giriş çıkışını düzenler. Hücreye dışardan gelen hormon veya büyüme faktörleri diye adlandırdığımız uyaranlara karşı reseptör denen bağları taşır. Bu bağlara ilgili madde bağlandıktan sonra hücre içinde bir dizi olayın başlaması sağlanır.
Hücre içi sıvısı yani sitoplazma ise bir çok kimyasal reaksiyonun meydana geldiği bir çeşit hücrenin esas fonksiyonlarının devamının sağlandığı fabrika gibidir. Bu fabrikanın içinde enerji üretimi, madde yapımı atıkların hazırlanması gibi bazı önemli fonksiyonları yapan organel denilen özel işlevli yapılar bulunur (örneğin mitokondri, endoplazmik retikulum vb)
Çekirdek hücrenin beynidir. Anne ve babamızdan gelen genetik bilginin depolandığı yerdir. Ancak bu ana kumanda merkezi çevresel faktörlerden de etkilenebilir (sigara toksinleri, güneş ışınları, radyasyon gibi). Bu çevresel etkiler veya genetik olarak anne ve babadan gelen bozukluklarla çekirdekte olan işlevsel anormallik hücreninde davranışını tamamen değiştirebilmektedir. Çekirdekte olan yıpranmalar sonucu fonksiyonu bozulduğundan, bu fonsiyonu bozulmuş hücrelerin kendi kendini otomatik yok etmesine yarayan mekanizmada yine çekirdekteki genetik yapı üzerine yerleştirilmiştir. Böylece anormalleşen hücreler yok olmaktadır ki buna programlanmış hücre ölümü yani Apoptoz denilir. Hücrelerin bir kısmı doğumdan itibaren sonra bir daha çoğalmaz. Çoğalma yeteneği olan hücrelerimizde hücre içi ve dışı kontrol mekanizmalrı altında çoğalır.

 

Kanser hücresi gelişimi

Normal çalışan hücrenin çekirdeğinde, aileden gelen genetik yapı bozukluğu veya çevresel etkilerin genetik yapıyı bozması ya da her iki durumun ortak çalışması sonucunda hasar oluşur. Bu hasarı düzeltme konusunda çekirdeğin iç yapısında özel mekanizmalar yer almaktadır. Bu mekanizmaların denetimi ve çalışması ile hasar düzeltilirse hücre normal yaşamına ve fonksiyonuna devam eder. Bazen bu mekanizmalarda bozulduğu için hasar tespit edilemez veya düzeltilemez. Bu durum olduğunda çekirdekteki ikinci sigorta sistemi yani apoptoz dediğimiz programlanmış hücre ölümü çalıştırılarak anormal hücre kendi ölümünü sağlar. Bu da bozulduğunda artık fonksiyonu bozulmuş, otomatik ölümden de kurtulmuş bir hücre yaşamaya devam eder. Bu hücrenin hücre zarında kendi yaşamasını devam ettirecek uyarıları alması için özel reseptörler gelişebilir, sitoplazmasında çoğalmayı destekleyen kimyasal olaylar meydana gelebilir. Bunların hepsi hücrenin kontrolden çıkmasını daha da tetikleyebilir.

 

Bu aşamada oluşan bu anormal hücreyi vücudun savunma mekanizmaları tanıyarak yok edebilir. Eğer bu hücre bu savunma sisteminde de kendini saklayarak koruyabilirse tehlike başlamış demektir. Bu hücre hızla çoğalmaya başlar. bu arada çevre dokuyu tahrip edip kendine beslenme kaynağı olması için yeni damarlar oluşturur. Hücreden üreyen yeni yavru hücrelerde daha fazla genetik değişim meydana gelir ve oluşan bu yeni kitlede değişik özellikleri taşıyan milyonlarca hücre bir araya gelmiş olur.

 

Kanser kitlesinin oluşumu ve metastaz

Kanser dönüşümünü tamamlayan hücre hızla çoğalarak bulunduğu organda yer işgal eden bir kanser kitlesi meydana getirir. Kitle bazen hastada belirti verir. Kitleler ise geliştirlen tarama yöntemleri ile erken evrede saptanır ve basit müdahalelerle çıkarılır. Ancak çoğu hasta grubunda belirtiler çok yüzeyel kalır ve sinsice büyümesine devam eder. Büyüme sırasında bir grup hücre bulunduğu dokuda harket etme yeteneğini kazanır. Halbuki kanın savunma hücreleri hariç, normal doku hücresinde bu yetenek yoktur ilk yaratıldıkları yerde dururlar. Hareket yeteneği kazanan hücreler, tümörün uyarılarıyla meydana gelen yeni damarların zayıf çeperlerinden kan dolaşımına çıkmaya başlar. Kanda seyahatleri genellikle kılcal damar yoğunluğunun fazla olduğu kemik, karaciğer, akciğer ve beyine kadar devam eder. Burada hücre damar duvarından doku aralığına geçerek burada yeni kitle veya kitleler oluşmasına neden olurlar. Yerleştiği yerde büyüyen metastatik kitle organın foksiyonunu bozmaya başlar.

 

Böylelikle yayılan kanser yerleştiği vücutta hasar yapıp, metabolizmayı kendi yaraına kullanır. Bu şekilde tüketime sebep olan yayılmış kanser ne yazık ki hayattı tehtit eden bir hastalık haline gelmiştir.

 

Kanserin bu doğası ancak erken safhada yakalnırsa kırılabilir. Bu nedenle erken tanı pek çok kanser türünde çok önermlidir. Ancak bundan da önemlisi kanserli hücrenin gelişimini önleyebiimektir ki, bunun için düzenli ve doğal beslenme, sigaradan uzak durma, zararlı kimyasallar ve radyasyondan korunma, güneş ışığından korunma gibi koruyucu önlemlere mutlaka dikkat edilmelidir. Sigara kullanımının önlemlenmesi ile tüm kanserlerin %30 civarında civarında azalabiliceği tahmin edilmektedir